Sinema | Püf Nokta | Pratik Bilgiler |Püf Noktası | Püf Noktalar | Püf Noktaları | İlginç Bilgiler
Wednesday, March 10, 2010

Püf Noktalar

Archive for the ‘Sinema’ Category

İşte İlk Kareler;

Posted by Musa On Temmuz - 15 - 2009

Kurtlar Vadisi Gladio’dan beklenen haber geldi… Uzun bir süredir filmle ilgili basına verilmeyen bilgiler bugun paylaşıldı. Tüm Kurtlar Vadisi hayranlarının merak ettiÄŸi Kurtlar Vadisi Gladio’nun konusu biraz daha netleÅŸti. İşten filmin konusu;
SİNOPSİS:
Kurtlar Vadisi Gladio…
Bir derin devlet ajanının, yıllar boyu hizmet ettiği Gladio ile hesaplaşma hikayesi…

İskender Büyük, derin devlet adına sayısız eylemde bulunmuş emekli bir istihbaratçıdır.
Karanlık geçmişi nedeniyle sanık sandalyesine oturtulduğunda, yanında, baronun gönderdiği genç ve tecrübesiz avukat Ayşe’den başka kimse yoktur. Yargılanmasına göz yumanlarla hesaplaşmaya karar veren İskender Büyük, tüm bildiklerini bir bir anlatmaya başlar. İskender’in karanlık geçmişinin sayfaları arasında, ülkeyi yerinden sallayacak gerçekler gizlidir. Bu şok gerçeklerin işaret ettiği tek adres ise ‘Gladio’dur.

İfadeleri ülkede her gün yeni bir gündem yaratırken, içindeki intikam duygusu da giderek büyümektedir. Elinde kalan son kartı oynamaktan başka şansı yoktur: Anlattıklarıyla, Gladio’nun ikinci adamı Fuat Aras’ı saklandığı yerden çıkarmak!

Ancak bu yolun sonunda İskender Büyük’ü hiç tahmin etmediÄŸi baÅŸka bir sürpriz beklemektedir. Yine bir oyunun parçası olmuÅŸtur… Üstelik bu kez oturtulduÄŸu yer, konuÅŸma ÅŸansının olduÄŸu bir sanık sandalyesi dahi deÄŸildir… ”

Resim Galerisine gitmek için tıklayınız.

Popularity: 9% [?]

Öcalan Suikastini Hangi Paşa Önledi?

Posted by Musa On Haziran - 6 - 2009

Bu günlerde Kurtlar Vadisi Gladio sinema filmi ile internet sayflarında sıkça aranan konudan bahsetmek istiyorum. Konumuz Apo suikasti… Herkesin bilidiÄŸi gibi bir zamanlar Suriyede saklanan apoyu öldürmek/öldürtmek için giriÅŸimlerde bulunuldu. Bunların bir çoÄŸu etkisini gösterememiÅŸ olacak ki  durum hala ÅŸu günlerde bile ehemmiyetini koruyor. Lafı fazla uzatmadan bi yerden gördüğüm makaleyi paylaÅŸmak istiyorum…

“Ergenekon savcılarına ifade veren eski MİT Kontrterör Daire BaÅŸkanı Mehmet Eymür, çok tartışılacak bir iddia attı ortaya.

İkinci iddianamenin ek klasöründe yer alan ifade tutanaklarına göre, 1996-97 yıllarında Abdullah Öcalan’a yönelik planlanan suikast giriÅŸimini Genelkurmay’da görevli komutanlar akamete uÄŸratmış. Anılan isimler arasında 28 Åžubat sürecinin ünlü ismi Batı Çalışma Grubunun kurucusu emekli Orgeneral Çevik Bir de var.

Mehmet Eymür‘ün 17 Haziran 2008′de verdiÄŸi ifadeye göre 1994 yılından itibaren Suriye’nin baÅŸkenti Åžam’da ikamet ettiÄŸi öğrenilen Öcalan’ın öldürülmesi için MİT bünyesinde suikast planları hazırlanıyor. Suikast hazırlıkları için özel birliklere eÄŸitim veriliyor. Ancak, planların tamamı sonuçsuz kalıyor. Eymür, suikast planlarının baÅŸarısız olmasına içeriden yapılan müdahalelerin neden olduÄŸunu ileri sürüyor. Süreç içerisinde hem kendi teÅŸkilatı içerisindeki bazı kiÅŸilerden hem de teÅŸkilat dışındaki bazı kurumlarda çalışan görevlilerin Abdullah Öcalan’a yönelik bu faaliyeti sonuçsuz bırakmak için bazı engellemelerde bulunduklarını anlatıyor. Hatta Genelkurmay ikinci baÅŸkanı Çevik Bir‘in özel olarak kurdukları birliklerdeki elemanları, eÄŸitim zamanları geldiÄŸi gerekçesi ile geri çektiÄŸini belirterek, bu engellemelerin dış servislerin etkisinde olan bazı görevlilerce yapıldığı kanaatini taşıdığını söylüyor.

Mehmet Eymür, aynı dönemde askerî yetkililer arasında geçen bir telefon görüşmesine de dikkat çekiyor. Eymür’e göre Öcalan’a yönelik suikast giriÅŸimi bu telefon görüşmesi ile önceden sızdırılıyor. Dönemin (1996-97) Genelkurmay İstihbarat Daire baÅŸkanı ile Suriye Åžam‘daki askerî ataÅŸe arasında geçen konuÅŸmada, İstihbarat Daire baÅŸkanının Suriye’ye ekipler yollandığı gündeme geliyor. Öcalan’ı ipe baÄŸlayıp sürükleye sürükleye getireceklerinin konuÅŸulduÄŸunu, konuÅŸmaları dinleyenlerin bunu bir mesaj verir gibi askerî ataÅŸenin söylediÄŸini ve okuduklarını, o zamanki MİT müsteÅŸarı Sönmez Köksal’ın bu konuÅŸmayı hayretle karşılayarak Genelkurmay BaÅŸkanı’na bildirdiÄŸini anlatıyor.”

Anlatılan olaylar biraz olsun içinizdeki karmaşıklığı umarım kaldırmıştır.

Popularity: 25% [?]

Apo Suikastini Kim Engelledi ?(Gladio)

Posted by Musa On Haziran - 5 - 2009

Evet sevgili arkadaÅŸlar Kurtlar Vadisi Gladio’nun fragmanlarının yayınlanmasından sonra hepimizin aklında bazı sorular oluÅŸtu ve bu sorulara cevaplar aradık. Cem Ersever’i kim öldürdü ? Apo Suikastini kim engelledi ? 28 ÅŸubat süreci  1000 yıl sürecekken nasıl 5 yılda sona erdi gibi sorulara cevaplar aradık.Bu yazımızda Apo Suikastini kim nasıl engelledi bunlara cevap arayacağız..

Dönemin BaÅŸbakanı Tansu Çiller, Öcalan`ın öldürülmesi için bombalı suikast timi kurmuÅŸ. Ancak Çiller`in suikast planını Mesut Yılmaz bakın nasıl bozmuÅŸ…

Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Öcalan`ın öldürülmesi için bombalı suikast timi kurmuş. Ancak Tansu Çiller`in suikast planını Mesut Yılmaz bozmuş. Şok iddiaları içeren olay Şemdin Sakık`ın yazdığı mektupla ortaya çıktı.

Mesut Yılmaz`ın başını çok ağrıtacak bu mektubu da Şamil Tayyar Star Fazetesi`ndeki bugünkü yazısında açıkladı.

İşte Sakık`ın Star Gazetesi yazarı Şamil Tayyar`a yazdığı mektup ve Tayyar`ın bugünkü yazısı…

Öcalan, Perinçek ve Küçük

Şemdin Sakık`tan yeni bir mektup geldi. 22 Eylül günü kaleme alınan bu mektupta çok çarpıcı iddialar var. Abdullah Öcalan ile Şemdin Sakık arasındaki ihtilafı bilerek bu iddialara ihtiyatlı yaklaşıyorum.

Ancak Ergenekon sanığı Doğu Perinçek ve Prof. Dr. Yalçın Küçük ile ilgili öyle iddiaları var ki; Ergenekon ile PKK arasındaki bağın tartışıldığı ve terörün yeniden tırmanışa geçtiği bu günlerde sözkonusu iddiaları gözden geçirmenin yararlı olacağını umuyorum.

Artık herkes meseleye `ak-kara` perspektifinden bakmamayı öğrenmeli, at gözlüklerini fırlatıp atmalıdır. `Vatan`, `millet`, `toprak`, `bayrak` gibi kutsal değerlerin nasıl istismar edildiğini anlamalıdır.

Gerçi, bugün şehit cenazelerinde boy gösterenlerin yıllarca tapındığı ve hala tapınmaya devam ettikleri liderlerin, akademisyenlerin PKK kamplarındaki güler yüzlü boy fotoğraflarına aşinayız ama PKK`lı gözüyle nasıl algılanıyorlar, bir de ona bakalım.

Apo- Perinçek kardeşliği

Şemdin Sakık diyor ki: `Doğu Perinçek, 1980`lerde gazetecilik adı altında Beka Kampı`na kadar gelip Öcalan`ı ziyaret etti, askeri törenle ve silah atışlarıyla karşılandı. Öcalan onu kucakladı, öptü, günlerce konuk etti. Kaldıkları odaya militanlar yüz metreden fazla yaklaşamadı, sabahlara kadar baş başa kaldılar.`

Aslında bu açıklamada, `100 metreden fazla yaklaşmayın` talimatı ve `baş başa görüşme` dışında yeni bir hadise yok. Diğer iddiaları zaten fotoğraflarla tescillidir.

Sakık`ın en çok merak ettiği bölüm de burasıdır: `Öcalan`ın Perinçek`le günlerce bir odada baş başa kalarak neler konuştuklarını ya da planladıklarını, neden yanlarına üçüncü bir kişiyi almadıklarını ve `militanlar kaldığımız yere yüz metreden fazla yaklaşmasınlar` talimatı verdiğini hala merak ediyorum.`

Sakık`ın cevap aradığı bir diğer soru ise şu: `Öcalan`ın savaş kışkırtıcılığı yaptığı dönemde yanında olan Perinçek, İmralı`ya düştüğünde `silahlara veda ediyoruz` dediği anda Öcalan`a mesafeli durmaya başladı. Neden savaşan Öcalan`a `kardeşim`, barış çağrısı yapan Öcalan`a `hain` dedi?`

İlginç bir cümlesi daha var: `Öcalan Kürtçü görünür… Perinçek Orducu görünür… Öcalan ve Perinçek kardeÅŸliÄŸinin Kürt-Türk savaşı çıkarma fikrine dayandığından kuÅŸkum yoktur.`

APO ölseydi Küçük lider olabilirdi

Şemdin Sakık`ın Yalçın Küçük`le ilgili olarak da çok ağır ithamları var. Şöyle yazıyor: `Yalçın Küçük 1990`larda aranır duruma düşme bahanesiyle Avrupa`ya çıktı, bizzat Öcalan`ın sunduğu örgüt imkanlarıyla Fransa`ya yerleşti. Bazen Öcalan`ın daveti bazen kendi isteğiyle Şam`a geliyordu. Bizzat oradaydım. Her seferinde Öcalan tarafından askeri törenle, süslü püslü sözcüklerle, kucaklaşmalarla, öpücüklerle karşılanırdı. İkisi baş başa verip örgütü ve savaşı düzenliyorlardı.`

İddiasına göre; Öcalan ile Küçük arasındaki ilişkiler o kadar büyümüş ki, PKK`daki kimi üst düzey atamalarda Küçük`ün önerileri önemli rol oynamış!

Ne kadar doğrudur bilemem ama Sakık`ın şu cümlesi hayli dikkat çekici: `Öcalan`ın yaklaşımları sonucunda bu zat (Küçük`ü kast ediyor) gözümüzde o kadar büyümüştü ki, Allah göstersin Öcalan`a bir şey olsaydı Yalçın Küçük`ü lider olarak kabul etmeye hazırdık.`

Yani, günümüzün sıkı kuvvacısı, Sakarya muharibi (!) Küçük Hoca PKK`lıların gözünde bir zamanlar Öcalan`ın yerine geçecek kadar önemli biriymiş!

İnanması bir hayli zor.

Ama Küçük Hoca`nın `Kürtler Üzerine Tezler` kitabının 233-253. sayfaları arasında yer alan Öcalan`la röportajında kullandığı `değerli başkan, Apo arkadaşım, Apo kardeşim, Öcalan kardeşim, genel sekreter kardeşim` ifadeleri, `Kemal Paşa ve Kemalist hareket başlarken daha radikal ve sosyalist hareketleri temizleme gereği duydu. Çerkez Ethem`i ve güçleri tasfiye etti. Sizin için bir benzerlik çıkarılabilir mi?` sorusuyla Atatürk`e hakaret fırsatı yaratması karşısında, insanın içinden `hiç de zor değil` diyesi geliyor.

Operasyon nasıl engellendi?

Sakık`ın Küçük`le ilgili bir ağır ithamı ise `istihbaratçı gibi davrandığı` iddiasıydı. Mektubunun dördüncü sayfasında şöyle diyor: `Özellikle devlet işleyişi ve politikaları hakkında Öcalan`a istihbarat getiriyordu. Avrupa`daki Kürtler arasında Öcalan`a muhalif olan Kürtleri tespit edip Öcalan`a bildiriyordu.`

Hele mektuptaki şu iddia, yenir yutulur gibi değil. Sakık, 1996 yılı bahar döneminde Zap karargahındayken Şam`da bulunan Öcalan`la görüşüyormuş, o esnada büyük gürültü olmuş, Öcalan kısa bir sessizlikten sonra `Türkçe eğitim okuluna bombalı saldırıda bulundular` demiş!

Daha sonra kampta Öcalan, o bombalı eylemle ilgili militanlara şöyle demiş: `Tansu Çiller bana bombalı suikast planladı. Mesut Yılmaz bu bilgiyi Avrupa`da bulunan Yalçın Küçük vasıtasıyla bana ulaştırdı, biz de tedbirimizi aldık.`

Kanlı bir terör örgütünün başı durumundaki Öcalan`ın sözleriyle bu ülkede bir dönem başbakanlık yapmış Mesut Yılmaz`ı ve tüm siyasi atraksiyonlarına rağmen Yalçın Küçük`ü böylesine ağır bir ithamın tarafı haline getirmeyi doğru bulmam.

Ancak…

Tansu Çiller`in 12 Mayıs 1995 günü onay verdiği MİT patentli `Mercedes` isimli operasyonun 24 Aralık 1995 seçimleri nedeniyle askıya alınmasının ardından Mesut Yılmaz`ın başbakanlığı döneminde (ANAYOL-1996 Nisan-Mayıs) sahneye konarken başarısızlıkla sonuçlanmasının mutlaka, ama mutlaka izah edilmesi gerekir.

Soru bir: Operasyon büyük bir gizlilik içinde yürütülürken bir yüksek tirajlı gazetede operasyonun tüm ayrıntılarının yer aldığı haber `Türkiye Apo`nun Ensesinde` manşetiyle neden verildi? O haberin kaynağı kimdi? Hangi amaçla operasyon basına sızdırıldı?

Soru iki: MİT`e operasyon için Şam`da yardım eden `101-288` kodlu Suriyeli ajan son anda neden vazgeçti?

Soru üç: 1 ton C-4 patlayıcı yüklü ve içinde `Yeşil` lakaplı Mahmut Yıldırım`ın da bulunduğu beyaz Mazda minibüs, Öcalan`ın kaldığı Mahsun Korkmaz Akademisi`ne neden yüz metre mesafede park edilerek patlatıldı?

Soru dört: Siyasi partiler veya kurumlar (MİT-Emniyet gibi) arası acımasız rekabet, operasyonu ne ölçüde etkiledi?

Popularity: 42% [?]

Cem Ersever Kim ?(Gladio)

Posted by Musa On Haziran - 5 - 2009

Evet bugunlerde Kurtlar Vadisi Gladio nun yayınlanacağının duyurulmasından itibaren bir merak sardı milleti bu filmde sözü geçen kişiler kimler işte onlardan birisi olan eski istihbaratçı Cem ERSEVER simdi biyogrofisini inceleyelim..

CEM ERSEVER

Ahmet Cem Ersever1950 yılında Erzurum’da doÄŸdu.Emekli Jandarma Binbaşı.
Ankara’da Basın Yayın Yüksek Okulunda bir yıl okuduktan sonra 1969 yılında girdiÄŸi Harb Okulu’ndan 1972 yılında mezun oldu. BYYO’da tanıdığı ülkücüler ile iliÅŸkilerini daha sonra da sürdürdü [D.Yurdakul C.Erdinç ÇETE'LE s.131]. 1976 yılında Silopi İlçe Jandarma Bölük Komutanı iken ilçede Ülkü-Bir örgütünün açılmsına tepki gösteren kalabalığın üzerine ateÅŸ açtırdığı gerekçesi ile mahkemeye verildi ve TBMM’de bir AraÅŸtırma Komisyonu kuruldu [F.Ünlü Susurluk Gümrüğü s.154].

GüneydoÄŸu Anadolu’da Jandarma subayı olarak görev yapmakta olan Ersever kaçakçılarla olan iliÅŸkileri yüzünden bir çok kez soruÅŸturmaya uÄŸradı ancak hiçbirinden dolayı ceza almadı. 11 Aralık 1979′da Jandarma Genel Komuranlığı tarafından İçel Hatay Gaziantep Mardin Urfa Edirne Kırklareli ve İzmir illerinde kaçakçılık olaylarını soruÅŸturmakla görevlendirildi [Ç.AÄŸaÅŸe Cem Ersever ve JİTEM GerçeÄŸi s.31]. 20 Åžubat 1980′de Trabzon’daki kaçakçılık olaylarının takibi ile görevlendirildi. Henüz Yüzbaşı rütbesindeydi. Burada kaçakçılar ile ortak çalışan bazı MİT görevlileri ile ters düşmesine neden oldu. 12 Eylül sonrasında GüneydoÄŸu’da yaÅŸanan terör olaylarına karşı mücadele etmek amacı ile istihbarat toplamak ve toplanan istihbarat ile operasyonlar düzenlemek amacıyla Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele TeÅŸkilatı (JİTEM) adı aldında faaliyet gösteren merkezi bir örgütlenmenin fikir babalığını yaptı ve doÄŸrudan Jandarma Genel Komutanına baÄŸlı olarak çalışacak olan JİTEM’in başına geçti. Ersever ismi bu tarihten itibaren GüneydoÄŸu’da çok sayıda faili meçhul cinayete karıştı. PKK itirafçılarının da yer aldığı JİTEM timleri bölgede kontr terör faaliyetleri yürütürken bir çok yasadışı iÅŸe bulaÅŸtılar.

Ersever bir süre sonra Aydınlık gazetesinden Soner Yalçın’a yaptığı açıklamalar ile YeÅŸil kod adıyla tanınan Mahmut Yıldırım ve bazı faili meçhuller ile ilgili bilgiler verdi. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral EÅŸref Bitlis’in kuÅŸkulu bir uçak kazasında ölümünün üzerinden bir ay kadar sonra 17 Mart 1993′de 30 arkadaşı ile birlikte görevinden istifa etti. İstifa mektubunda “GüneydoÄŸu’da yetkili organlar içerisinde oluÅŸturulan bir çete cereyan eden hadiselerin gerçek boyutlarının Türk Milleti tarafından görülmesini engellemektedir.” diyor ve yaÅŸanan gerçekleri ve PKK ile mücadelenin eksikliklerini kamuoyuna duyurmaya çalışacağını açıklıyordu [Ç.AÄŸaÅŸe Cem Ersever ve JİTEM GerçeÄŸi s.99]. Bu arada PKK ile psikolojik mücadele yöntemi olarak Ahmet Aydın takma adıyla Üçgendeki Tezgah ve APO-PKK-Kürtler isimli kitapları yazmış ancak geçim sıkıntısı içine düşmüştü. İşadamı Alparslan ErtuÄŸ ile iliÅŸki içindeydi ve eÄŸer kendisine birÅŸey olursa GüneydoÄŸu’dan tanıdığı Hanefi Avcı’ya haber vermesini istemiÅŸti. Ersever Aydınlık gazetesine anlattıkları ile ilgili olarak mahkemeye ifade vermek için 24 Ekim 1993′de Ankara’ya gitti ve bir daha kendisinden haber alınamadı. 1 Kasım’da Ankara Çamlıdere’de sevgilisi Neval Boz’un 2 Kasım’da Ankara Polatlı’da itirafçı Murat Demir’in ve 4 Kasım 1993′de Ankara ElmadaÄŸ’da Ahmet Cem Ersever’in cesetleri jandarma tarafından bulundu. KimliÄŸi belirsiz kiÅŸiler tarafından öldürüldü. öldürülmüştü.

Popularity: 58% [?]







Maurers